28 Mayıs 2015 Perşembe

"Anne olunca anlarım!"

              



        Annelik  gerçektende Annelermizin dediği gibi "Anne olunca" anlanacak birşeymiş :) Hep annem geliyor aklıma oğluma bakarken, ne çok üzmüşüm ve ne çok üzüyorum. En çok ona nazım geçtiğinden belki en çabuk o affettiğinden, unutmasada unutmuş gibi yaptığından hep çok sevdiğinden koşulsuz şartsız sevdiğinden. Kim kimi koşulsuz seviyor ki bu dünyada?  Annen seviyor işte karşılıksız, senin onu sevmeni beklemeden.  O yüzden şimdi tüm özürlerim sana canım annem . Daha iyi bir evlat olamadığım için ama baştan başlasam yine olamam ki,  bilemem yine kıymetini,çünkü ancak "anne olunca anlarım" .


                                   

 

21 Aralık 2014 Pazar

doğum günüm bu gün:)

           Hayatımın farklı dönemlerinde farklı şeyleri mucizevi ve akıl almaz buldum hep. Ama daha önce hiç bu kadar  aklımın almadığı, mucize denen şeye bu kadar yakın olduğum olmamıştı . Bir mucize yaşıyordum , hakkında birçok makale , sayısız kitap , çok fazla araştırma yazısı okuyup. çok fazla uzmanın videosunu izliyordum her aşamasını biliyordum ama yinede aklım almadı.
         Benim mucizemdi içimde büyüyen.Önce benim için anlamsız bir kan değeriydi Minicik bir kese oldu , sonra atan bir kalp, sonra bir fasulye tanesi  , minicik elleri ve ayakları  çıktı fasulye tanemin , şimdi  hareket eden eller ayaklar onlar ve  mucizemin rengi maviydi artık. Ve bir ismide vardı 'ÇAĞKAN' . Yoluma mavi olarak devam edecektim. Hiç bilmediğim şeyler öğrenecektim, .belki hiç anlamlandıramadığım şeylere yenileri eklenecekti . mavi her zamankinden  daha çok çelecekti aklımı, ve onun rahat olmasına adayacaktım kendimi, Onuda geçtim askere giden bir genç için iki damla göz yaşı akıtacaktım gizliden ve yüreğim sızlayacak tı her zamankinden fazla. yenidoğan sünnetine yoracaktım kafamı, ve erkek annelerine daha bir anlamlı bakacaktım. 'yaa bu kız kıyafetleri ne kadar şirin' derken , o kırmızı küçük papyon nasıl dolduracaktı gözlerimi.  ve biliyorumki artık bu gün benim doğum günüm olmayacaktı sen doğduğunda seninle doğacaktım oğlum, bir anne olarak ve artık sen olarak yaşayacaktım biliyorum. 

       Evet bu gün benim doğum günüm. Ben son doğum günüm diyorum . son dediysek biten bir şeyden bahsetmiyorum aslında yeni bir başlangıçtan bahsediyorum. Çünkü bir bebek doğduğunda  bir anne doğarmış biliyorum...

 

3 Eylül 2014 Çarşamba

Magnolia 'sız olur mu hiç ?




      Olmaz tabii olurmu bu gün  instagram hesabında magnolia fotoğrafı paylaşmayanları hor görüyorlarsa bloğunda magnolia tarifi olmayanıda muhakkak yadırgarlar :) Şaka  tabiki ama çileğin çıktığı zamanlarda gerçekten magnolia fotoğrafı paylaşmayanı görmedim  haliyle insanız canımız çekiyor dolayısı ile bizde yaptık ama ben çileğin bol olduğu zamanlarda yapmıştım tabi en üşengeç blogger olarak paylaşma işi başka bahara kaldı oda son bahar :)

          Ama sakın  üzülmeyin bu sonuçta bir nevi puding tarifi (isterseniz hazır pudinglede yapabilirsiniz) ve her meyveyle yapılıyor ben muzlusunuda seviyorum eğer hafif ekşi meyveyle yemek isterseniz ki  şekerin iç bayıcılığını almak adına en iyisi ekşi meyveler. bence  kivi, böğürtlen , vişne de çok yakışıyor yani tamamen sizin yaratıcılığınıza ve zevkinize kalmış.

        Aslında magnolia tatlısı sunumdan nasibini almamış bir tatlı daha karışık ve bulamaç halinde ayrıca çok farklı tariflerde dolaşıyor ortalıkta. İsmini  cupcake'leriyle ünlü New york'taki ünlü "Magnolia Bakery" den almış.  ancak lezzet olarak aşağıdaki tarifi beğeneceğinizi düşündüm zira benimde sık sık yaptığım hem pratik, hem lezzetli hemde sunumu zevkli bir tatlı.




Malzemeler : 

  • 500 ml süt
  • 1 yumurta sarısı
  • 3/4 su bardağı toz şeker
  • 1 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı vanilya özütü (veya yarım paket toz vanilin)
  • 1/2 paket (100 ml) krema
  • 1 küçük paket bebe bisküvisi (veya yulaflı bisküviler ve Kakaolu ya da Sade bisküvi kullanabilirsiniz)
  • Yeteri kadar çilek veya muz (veya dediğim gibi istediğiniz yakışacağını düşündüğünüz meyveler)


Yapılışı:

  • Bisküvileri rondodan geçirin (galeta unu kıvamında )
  • Çilekleri  eninde yuvarlak dilimleyin
  • Orta boy bir tencereye  -krema hariç- tüm malzemeyi koyup karıştırın ve kısık ateşte sürekli karıştırarak pişirin
  • Puding koyulaşınca (bir taşım kaynayınca) ocağın altını kapatıp, içine kremayı koyun ve ister mikser yardımıyla, ister telle iyice çırpın
  • Puding çok soğuyup katılaşmadan kavanoz veya bardaklara paylaştırmaya başlayın ılık olmasının sebebi bisküvilerin servise kadar bu ısıyla yumuşaması
  • Bardakların Hepsine önce birer yemek kaşığı bisküvi koyun
  • Sonra çilekleri kenarlara yapıştırın
  • Üzerine bir miktar puding döküp, yeniden çilek dizin ve yine bir kaşık bisküvi koyun
  • Sonra yine biraz puding ve en son bisküvi ile bitirin (isterseniz 2 katta yapabilirsiniz)
  • Üzerlerine birer dilim çilek koyduktan sonra,streç filmle üzerlerini kapatın ve buzdolabında 2-3 saat dinlendirdikten sonra servis edebilirsiniz. 



         Ben bardakla sunum yapmayı seviyorum ama son zamanlarda bir kavanoz tatlı modasıda var ben henüz ayak uyduramadım ama evinizde varsa onun sunumuda gayet şık oluyor bu tariften yaklaşık 5-6 bardak çıkıyor yani birazda bardağınızın boyutuna ve doluluk oranınada bağlı. ben baz tarifi verdim gerisi tamamen sizin maharetiniz eminim çokta güzel sunumlar çıkaracaksınız afiyet olsun...

29 Ağustos 2014 Cuma

Şirin şeyler nasıl üretilir fikri olan var mı ?




       Bu gün sizin için ve kendim için güzel bir şey yaptım… dokunuşu güzel , kalbi güzel ve bakış açısı güzel “şirin şeyler üreticisi” ile bir röportaj yaptım. Aslında çokça da kendim için yaptım çünkü kafamda hep deli sorular  ne zaman?  Nerde? nasıl başladı? nasıl devam eder? Nasıl yapılır ? zorlukları neler ? işte tüm sorulabilecekler  eminim sizinde merak ettiklerinizin cevapları vardır hadi beraber okuyalım.

   *Hoş geldin Zeynep (evet ismi Zeynep nam-ı diğer "zeinepuu" ) öncelikle nasılsın? Nasıl gidiyor çalışmaların ?


Şu sıralar çok yoğun ama kesinlikle çok eğlenceli :) 
Bi süredir,  bir buçuk ay sonrasına sipariş alabiliyorum , stresli olduğu zamanlarda olmuyor değil ama genel olarak  huzurlu bir hava hakim çalışmalarıma :)
























  *Evet asıl merak ettiğime gelelim artık ilk ne zaman kanaviçe yapmaya başladın demeyeceğim tabiî ki çünkü küçüklüğünde eline etamin, iğne ,ip almayan bir kız çocuğu  yok denecek kadar azdır.  Benim asıl merak ettiğim bu iş senin mesleğin haline ne zaman geldi ?

Bu kısmı tam hatırlamıyorum desem :) 
Ben ufak çapta çarpılarla uğraşırken , çok beğenilmesi ve talep görmesiyle oldu diyebilirim.:)
Çalışmaların hemen hepsi çok fotojenik , renkler , semalar çok ilgi çekici. Sanırım instagram profilimi oluşturan fotografların da etkisi büyüktür . 

   *İşinden memnun musun diye de sormayacağım çünkü yaptığın işi sevgiyle yaptığın çok belli renginden insanın içine yaydığı sıcak duygudan anlaşılıyor. Mutlaka hepsini keyifle ve itinayla yapıyorsundur  ama mutlaka bir tanesi senin için apayrı olmuştur teslimat zamanı geldiğinde için cız etmiştir hadi bize ondan bahset.

İlk aklıma gelen ilk doğum panom.
ZaferAlp*in doğum panosunu gönderirken içim cız etmedi ama , çok büyük bir heves ve heyecanla yapmıştım. Sahibinin eline ulaşmasını çok istedim :) Çok keyifliydi.
Birde ilk gelinim olan Aslı. Onun da panosu cok romantikti , ilk gelin /damat panomdu ve Aslı çok güzeldi Sanırım ilk panoların her zaman yeri büyük :)







      *Gözlemlerime göre tek düze değilsin hep bir araştırma-geliştirme 
içindesin. Her dönem farklı çalışmalar yapıyorsun. Bu iş nasıl olsa çok sipariş alıyor böyle devam etsin işte demiyorsun. şimdilerde kolye çalışmaların var dikkatimi çeken . ama ben merak ediyorum acaba bizi haute couture tasarımlar bekliyor mu devamı olmayan tamda kadınların istediği gibi sadece kendinde olan işler ?


Aslnda bütün çalışmalarım haute couture :)

Ama evet Şu anda kolyelerim ön planda.
En yeni ve beni en çok heyecanlandıran işlerden biri.
Sınırlı sayıda olucak bu kolyeler de. En çok isteyen , ya da kolye halini şimdiye kadar hayal etmiş kişilerin denk gelerek sahip olması söz konusu olucak .
Vintage ağırlıklı materyallerle yapılmış olanları var sırada , bir elin parmaklarını gecmeyecek sayıda ve özel motiflerle , sonbaharın hırkalı kombinleri için aklımda olan birkaç detaydan sadece biri :) 
Yani, evet guzel şeyler olucak diyebilirim :)





  *Home Office çalışıyorsun  peki yorucu olmuyor mu ?  kendi kendinin patronu olmak aslında en keyiflisi gibi dursa da insan kendine karşı daha gaddar olabiliyor yani işçi hakları falan dinlemiyor  var mı kuralların yani belli saatler arasında mı çalışıyorsun yoksa her an senin için çalışma saatimi ?


Kesinlikle yorucu ! :)

hem ev düzenini hemde tek bir odada kalmasına dikkat etsemde bazen çokta başarılı olamadığım iş düzenini stabil tutmak çok zor. Birinden biri , bazen hepsi çığrından çıkıyor.
O zaman eş yardımına sığınıyoruz :)

Tarihli işlerin yetişmesi için gece yarısı hatta bayram mesaileri yaptığım zamanların sayısı oldukça fazla.
Haftasonları pek çalışmamaya çalışsamda dediğim gibi olağanüstü durumlar olabiliyor :)



   *Gelen istekler doğrultusunda şekillendiriyorsun işleri genelde peki mesela bittiğinde hoş görünmeyecek şeyler yada uyumsuz renkler istediklerinde onları uyarıp bilgilendiriyor musun yoksa tamamen  istediklerini mi veriyorsun onlara ?

Açıkçası yönlendirmeye çalıştığım zamanlar oluyor .
Çünkü renkler benim elimde , fotografta her zaman aynı tonu gostermeyebiliyor.
Öyle zamanlarda bana güvenmelerini rica ediyorum :) Şimdiye kadar sorun yaşamadım bu anlamda , tercih konusunda bana güvenen herkese tesekkur ediyorum sırası gelmişken .:)

   *İşinle ilgili bolca aşama kaydettin büyük bir bölümüne şahit oldum ve takdir ediyorum.  Peki  gelmek istediğin yerde misin yoksa hayalinde daha ilerisi var mı?  Varsa eğer  biraz bize bu hayalinden bahseder misin ?

Doğrusunu soylemek gerekirse bunu da hayal etmiyordum .
Ben kendiliğinden olan her şeyin büyüsüne çok inanan bi insanım. Tum iyiniyetimle ve yapabileceğimin en iyisini yapmış olduğuma olan  inancımla buralara geldiğime inanıyorum .
Sabah uyanırsın ve bugun guzel şeyler olsun dersin.
Şanslıysan olur. :) 
Bunun kadar basit benim için , dilerim bundan sonra daha güzel şeyler olur !




   *Her işin bir zorluğu vardır peki  senin yaptığın işin en zor yanı nedir ? 

Fiziksel açıdan boyun ve baş ağrısı :) surekli aynı açıyla çalışmak sıkıntı yaratabiliyor.
Bir de daha insani sorunlar olabiliyor .
İletişim eksikliği , kararsızlık , vs ..:)

*Hep iş konuştuk  yaptığın işleri biliyor ve takdir ediyoruz zaten :)  iş dışında yapmaktan en çok keyif aldığın şey nedir ?

Yuruyus yapmak , yuzmek , okuyabildiğim kadar kitap okumak , farklı tatlar denemek , tum gun oturup film izlemek ,

her turlu tatil kafası yani :)










  *Senin için tatil ne demek ? yani tatil deyince ilk aklına gelen ne ?  Keşfetmek, deniz, kum, güneş , dinlenmek , kitap , fotoğraf… senin tatilini ifade eden kelimeler hangisi/hangileri ?

Sessizlik bi kere. Tatil dendiğinde aklıma ilk gelen sey bu .basım agrıdığında bile kitap okurum ben , dolayısıyla o sakinlikte yapılıcak en iyi sey okumak . surekli guneslenmek gibi takıntılarım da yoktur, cok fazla fotograf cekmem , hafızama yerleştirmeyi tercih ederim.
Ama kesinlikle tatil dendiginde içinde deniz olmasını isterim , çocuklugum batı karadenizde gectigi için , dalgalı denizde yuzmeyi ayrıca severim.





                                                

* Klasik bir soru sorayım, kendini bize 3 kelimeyle özetle desem ?

Sakinimdir . 
oldukça duygusalımdır :) 
ve sabırlıyımdır .

* Merak edenler için söyle bize "Şirin şeyler nasıl üretilir ? "
       
     Ben , ürünleri hazırlarken detayların uyumu , özen , şirinlik gibi noktalara daha çok önem veriyorum. Zaten çok çok severek uğraştığım işlerin , beni yansıtması ve ürünleri bilenlerin , bir yerde gördüklerinde Zeinepuu*nun işi diyebilecekleri bir his yaratmış olması benim şansım da olabilir , başarım da bunun ayrımını yapmak istemiyorum aslında . 
Çünkü tamamen severek yapmakla ilgili tüm bunlar .
ben kullandığım iplerin ve renklerin tamamen beni  , benim zevkimi yansıtmasına cok önem veriyorum.
Mesela , elimde en az 6 çeşit sarı ip olsa da  , kesinlikle aklımdaki uyumu sağlamak için gidip o istediğim tonu buluyorum. kumaşlarım için de aynı şey geçerli , zihnimde canlanan ürünü ellerimin arasında somut halini görene kadar içim rahat etmiyor.
benim içime sinmediğinde de sunumunu yapamıyorum :)
Her noktasına , fiyonkuna ve çarpısına kadar içime sindirerek teslim ediyorum ürünlerimi ya da ben sadece böyle üretebiliyorum şirin şeylerimi :)


 *son soru :)  sorularımızla seni sıktık mı ? :)

Hayııır :) hepsi düşünülmüş , eğlenceli sorulardı .her soru için ayrı ayrı tesekkur ederim  :)



         Zeynep gerçekten eğlenceli bir röportaj oldu benim için çok teşekkürederim .

         Zeynep’in evini ve atölyesini sık sık ziyaret eden biri olarak her gittiğimde yeni bir şeyler keşfediyorum ev dergilerinden fırlamış gibi her köşesi bir fotoğraf karesi  . hele hele atölyesi kendinizi  kaybedebilirsiniz zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız.  Ayrıca çokta misafirperver sunumları , tatlıları dayanılmaz güzellikte , diyetteyken gitmemeli. Zaten onu instagramdan takip edenler bilir o fotoğrafların güzelliği tesadüf  değil her şey  olduğu gibi. posttaki fotoğrafların hepsi ona ait her ziyaretimde akşam olduğğu için o güzel evi karelemem pek mümkün olmadı .  Bu arada laf aramızda sadece kanaviçe konusunda yetenekli değil kendisi blogumun banner'ının tasarımcısı aynı zamanda yani  on parmağında on marifet  :) 


sitesini  merak edenler için  www.sirinseylerureticisi.com
instagramdan takip etmek isteyenler için @zeinepuu 

 


























Umarım  sorularınızın cevaplarını bir nebzede olsa bulmuşsunuzudur sevgiler.




28 Ağustos 2014 Perşembe

küçükte olsa ilk adım önemli :)


       Benimki araba almadan arabaya süs almak gibiydii. Kumaşlar aldım, makaralar aldım  elbet bir dikiş makinası bulup dikerim dedim ama elbetteki gönlümden geçen kendi makinemin olmasıydı e sonunda oldu. sonuçta ufakta olsa bir yerden başlamak önemli :)  İnanmak başarmanın yarısdır diye boşuna dememişler :)  E şimdi sırada dikiş öğrenmek ve profesyonelleşmek var neler dikerim ben bununla neler?  merak etmeyin tabiki sizinlede paylaşacağım :)


     Makinemi almadan önce ufak bir araştırma yapmak istedim ama bununla ilgili internette çok fazla bilgi bulamadım varsada pek güncel değildi biraz kullanıp makineyi tanıyayım sizin için güzel detaylı bir post hazırlayacağım merak etmeyin :)
                                               
                                                           
                                                    üretken bir gün olsun efendim hepimiz için...

25 Ağustos 2014 Pazartesi

yine mi pazartesi ?

         

       Pazartesiden mütevellit  hafta sonu enerjisini içimize salacak içimizi ısıtacak bir kaç fotoğraf yayınlamakta fayda görüyorum güzel bir  hafta olsun





dışarı çıkamamış olsakta evde yapılan geç kahvaltı bile hafta sonu nimetlerinden...

sonuçta pazartesiler hafta sonunun geleceğinin habercisidirler sevelim onlarıda... hem seversek daha kolay atlatırız bence :)

24 Mart 2014 Pazartesi

Tabi ki ben böyle olduğum için bahar ...

        

             
      Bahar geldiğindemi ben böyle olurum yoksa böyle olduğumdamı gelir bahar,  ayrıca bunun seninle ne ilgisi var tabiki böyle olduğum için bahar la la la lla laaaaaaaaaa... Bahara en çok yakışan ve en iyi anlatan şarkı bu değilmi. açan doğayla  birlikte bir uyanış yokmu sizdede. Şöyle deriiin bir nefes çekin.  çekin, çekin ohhh miss değilmi ağaçlar bahar açmış, havada ılık ve hafif bir rüzgar , umutlarda ağaçlar gibi  yeşermiş  :)  geleceğe kısmende olsa umutla bakan yüzler var dışarda. nefes aldığımız sürece bir şey bitmiş değil sonuçta.  Hadi bakalım bu postta benim bahar uyanışım olsun a dostlar öpüldünüz :)


14 Aralık 2013 Cumartesi

'Bu kez bir şeyler farklı olacak'

       Hayat bu aralar zorluyor yine. Hesaplaşmalar içindeyim. şairin aksine beni bu kötü havalar mahvetti biliyorum... Karamsarlık içindeyim.  çıkmaya  çalışıyorum... Ama bütün yaralarımı iyileştirecek , ruhun gıdası müzik bilyorum. Bol bol müzik dinliyorum bu kez , en sevdiğim müzikleri, sanatçıları. Hiç televizyon izlemiyorum mesela , sonra bol bol düşünüyorum kendimi dinliyorum istediklerimi, istemediklerimi...  Biliyorum bu kez birşeyler farklı olacak...

      Düşünüyorum dedim ya , acaba hep aynı yalanlarımı atıyoruz kendimize diye düşünüyorum 'bu kez birşeyler farklı olacak' en büyük yalanımız bumu yoksa bir umutmu yaşatan bizleri. bu yalana inanmasak devam edemezmiyiz hayata?     Evet bence edemeyiz. ozaman düştüğümüz yerden kalkmak için takatimiz kalmaz... 

        Hayatta yaptıklarımıza dair kendimizi kandırmaktansa  yapacaklarımıza, hayatımıza olacaklara dair kendimizi kandırmak  ve buna inanmak şimdilerde favori sloganımı oluşturuyor 'Bu kez bir şeyler farklı olacak' bak görürsün :)

27 Ekim 2013 Pazar

Güzel bir ziyaretten :))

      



        Özel zamanlardan özel dostlar katarsınız hayatınıza... Ve asla çıkaramazsınız hayatınızdan öyle güzel anlarınıza ortak olmuşlardır ki o zamanları her hatırladığınızda onlarında yüzü beliririr hafızanızda... İşte bu post o özel zamanlardan gelen dostlarla ilgili... Üniversite yılları ahhh ahh... Herkesin en çok geri dönmek istediği aklına geldiğinde derin ve hasretli bir ahhh çekerek iç geçirdiği yıllar...

        Evet eşimin ve benim üniversiteden arkadaşlarımız evlendikten sonra ilk defa evimize ziyarete geldiler. Gezildi, tozuldu ,eğlenildi, hasret giderildi ama her güzel anın jet hızıyla geçtiği gibi bu anlarda geçti gitti. Geriye güzel hatıralar kaldı yine ve hatıraları bir anlıkta olsa donduran ve gülümseten fotoğraflar...

      Kurabiyelerimi çok sevdikleri ve yapılışını merak ettikleri için onlarla minik bir workshop çalışması yaptık ve benim içinde bir ilk oldu fotolar aşağıda buyrun birlikte bakalım :))


           
 Tabi unutmadan İzmir ve Muğla'dan geldiler Bursa'lara dolayısıyla bir karşıyaka kurabiyesi yapıldı :)



     

Ankara yolcusu kalmasın...



        Bu kurabiyeler sevgili Şeyma'nın  çok sevdiği arkadaşı için çok kısa bir sürede yapıldı Şeymayı kırmamak adına son gün gelen sipariş apar topsr Ankaraya yetiştirildi :)) iyi ki doğmuş ve bence iyi ki Şeyma'nın arkadaşı olmuş Işıl.  Nice güzel seneler...





26 Ekim 2013 Cumartesi

Aras bebek gelmiş , hoşgelmiş :)

    


      Aslında Aras bebek geleli çoook olduhatta neredeyse yaşına bile girecek :)) kurabiyeleri ise şimdi karşınızda...


     Bez pastası ve minik sepet benim hoşgeldin hediyem.. Diğer büyük sepet ise mevlüdü için annesinin siparişleri :) ömürlü olsun ailesiyle nice mutlu günler yaşasın aras bebek :)





Bir dinleyicisinden radyocu Hakan Eren için ...

      




               Bu kurabiyeler  'bir zamanlar' isimli programın sunucusu Hakan Eren için yapıldılar :) çok zaman geçti üzerinden gerçi ama yinede İyiki Doğmuş ...





'Net' olduğumuzu söylemişmiydim...

   


       Merhabalar tekrar herkese okadar uzun zaman olduki yine yazmayalı. Ama nedense bıraktığım gibi devam ediyorum her seferinde aynı hevesle . fakat o yazmadığım zamanlar bende kayıp... ne oluyor ne bitiyor hiç bilmiyorum zaman bizden çalıyor her seferinde hiç acımadan... boşlukta olduğum zamanlar var benim iş-ev arasında öylesine gidip geldiğim canımın hiç birşey yapmayı istemediği... renksiz zamanlar işte ...

      Bu gün  bu dünyanın renksizliğine inat yaparmışçasına pembe pespembe blogumu özlediğimi hissettim ve aldım bilgisayarımı önüme dokundum renklere...

 birkaç post arka arkaya gelecek sakın şaşırmayın :))

      Bu arada aylar önce biz artık 'www.pastadelisi.net' olduk . Sevgili eşimin blogum için doğum günü hediyesiydi taaa mayısta olmuştuk yani  :))

Şimdi sizleri  bir kaç renkli görüntüyle başbaşa bırakıyorum :)

        Bu şirin kız benim son tutkularımdan :) onları fotoğraflamak benim için çok keyifli. 


  Uludağdan bir yaz günü görüntüsü... Pikniğe gidilen parlak güneşli bir gün, uludağda bir kaç saat içinde kafanıza fındık büyüklüğünde dolu düşen sağanak yağışlı bir kış gününe dönüşebilir :)


15 Mayıs 2013 Çarşamba

Çilekli pasta tadında bir gun dilerim...

                          
       Şuan İstanbul  yollarindayim feribottayim.  Ailemin yanına  gidiyorum mutluyum huzurluyum yani kisacasi:). Keyfime diyecek yok.  Bir dilim cilekli pastanin hazzi var icimde.  Dilerim sizinde  gününüz  bir dilim çilekli pasta tadında geçsin...

9 Mayıs 2013 Perşembe

Çikolatalı mini mini alman pastaları...

         

          Kim sevmez ki çikolatayı hadi kendisini sevmiyorsunuz diyelim,  kokusuda mı cezbetmiyor sizi ? ben çikolatalı olan her şeyi seviyorum. Ve bu gün yine çikolatalı bir tarif olan mini mini alman pastaları çıktı kesemden. Tamam o kadar kolay bir tarif değil ama çok lezzetli olduğu ve çok güzel göründüğünü söyleyebilirim  buyrun şöyle bir bakalım nasıl yapılıyor neler gerekiyor ...


MALZEMELER
5 su bardağı un
10 gr kuru maya (1 pk instant maya)
2 yumurta
1 tutam tuz
2 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı tereyağı (margarinde olabilir )
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı su
1 çay bardağı toz şeker

EKMEĞİN HAZIRLANIŞI: Unu bir kaba alıp şeker ve tuz ile karıştırıyoruz ortasını havuz gibi açıp içine maya, yumurta ,yoğurt, su, süt ve yumuşatılmış tereyağını ekliyoruz  ve unu kenarlarından alarak yavaş yavaş yoğuralım. hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yağlı kağıt serilmiş tepsimize  diziyoruz üzerlerine hafifçe bastırıyoruz. üzerine nemli bir bez serip mayalanmaya bırakıyoruz. (evlerimiz kaloriferli malum bu sebeple hamur mayalamak için sıcak bir köşeniz yoksa fırınınızı önce 50-60 dereceye ısıtın ve sonra kapatıp tepsiyi içine koyun yaklaşık 45-60 dk arasında mayalanacaktır . bir malzemeleriniz mutlaka oda sıcaklığında olmalı)


İÇ KREMASI İÇİN 
3 su bardağı süt
3 yemek kaşığı un
2 yumurtanın sarısı
1 paket vanilya
1 su bardağı tozşeker

KREMANIN HAZIRLANIŞI: Yumurta sarısı, süt, un, şeker ve vanilyayı bir tencerede koyulaşana kadar pişirin. arada karıştırarak soğumaya bırakalım. Krema sıkma torbasına doldurarak veya bir kaşık yardımıyla kekeleri enlemesine ortadan ikiye ayırım içine kremamızı sıkalım. Eğer arzu ederseniz kremanın üzerine mevsim meyvelerinden arzuya göre koyabilirsiniz mesela ben muz ile çok seviyorum.

ÜZERİ İÇİN 
150 gr bitter çikolata (sütlüde olabilir tercihe göre)
3/4 çay bardağı çiğ krema
ince çekilmiş antep fıstığı

SOS HAZIRLANIŞI: Krema ve çikolatayı birlikte benmari usulü eritin  (ocak üzerinde su dolu bir kap üzerine ısıya dayanıklı başka bir kap oturtarak eritme şekli) daha sonra ekmeklerin üst kapaklarını bu sos içine batırıp çıkartın  yada tel ızgara üzerine dizip sosu üzerinde gezdirin (benim tercihim batırmaktan yana :)   sonra kapakları kapatıp  üzerlerinede fıstıkları serpip servis edebilirsiniz









Afiyetle yemeniz dileğiyle...